30 Eylül 2011 Cuma

Susalım mı sayalım mı?

1-3-6-3-3-1-2-...
Karakol, öğretmen, çocuk, kadın, bebek, er, subay..
Aynı toprak, aynı suyu paylaşan bu kadar insan. Bu günlerde biz de olsak bağımsızlık için savaşırdık diyenler var malum. Savaşırdık diye bir şey yok zaten savaşıyorlar ama hangi dilde hangi dinde? 
Savaş ve savaş kavramı birbirinden tamamen ayrı iki mantıktır. (war and concept of war) Savaşmaya hakkınız olabilir ama öldürmeye, yok etmeye, bir ilkenin altına saklanıp, her şeyi mübah saymaya, ölümden kendi dilinde umut yaratmaya.. Bir çocuğun ölümü hangi milletin doğuşunun sebebi olabilir? 
Ya bir gün bu savaş yanlılarının kızları kaçırılırsa, o zaman ne diyecekler bakalım.
Türkiye'nin birçok yerini gezdiğinizde evlerde bayraklar görürsünüz, özellikle sınırlara doğru. Bayrağın  gölgesinde yaşamak eskilerde kalmış. Şimdi istenen de belki olması gereken de birleşmekten, dayanışmaktan  çok ayrılmak, özgür olmak. Milli kimlikleri saksının altında kalmış sanki, kurtulmak için tepişip duruyorlar, üstteki çiçekler ne kadar zarar görüyor, bir yerler kuruyor, farkında değiller, ya da farkındalar ama kimlik sahibi olmak yok etmekten daha yüce bir anlayış. 
Susalım mı sayalım mı, sıra büyük şehirlere de gelecek, daha çok ses çıkacak, feryatları bastıracak gücü bulabilecek olan var mı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder