16 Eylül 2011 Cuma

Bienal, tecavüz ve Yann Tiersen..

Sıkıntılı ve tatsız bir günün ortasında bu havadan kurtulmak için ne yapılabilir?

Hayır fashion night out'ta neler olduğuna bakmayacağım, bu benim canımı daha da sıkabilir.

Bienal haberlerini okumak, yerinde görmek ve fotoğraflamak için zaman yaratmaya çalışıyorum kendime ama bunun için sanırım yeni makinamın elime ulaşmasını bekleyeceğim.


Farkında olmayanlar ya da bu da ne diyenler için 12.İstanbul Bienali ve eski Bienaller için ayrıntılı bilgiyi http://bienal.iksv.org/tr/arsiv/haberarsivi/p/1/243'den edinebilirsiniz. Kasım ortasına kadar ziyaret edebilirsiniz.

Modern sanatın en sesli ama en sessiz hali İstanbul'un birçok yerinde kendini gösterme fırsatı bulacak tabii isimsizler de. 

Kasım demişken, 22 Kasım daha bir farklı olacak bu yıl. Nedim Şener, Ahmet Şık ve Soner Yalçın mahkeme karşısına çıkacaklar. Pınar Selek'in dava sürecine benzememesi biz siyasal bilimcilerin yegane isteği, malum biz bu ülkede talep edemiyoruz..

Hani şu meşhur if meselesi var ya, ev ve dekorasyonu konusunda ben bu işten istifa ediyorum. Halı seçme kısmı bana ağır geldi. Pas ;) Ya da her yere paspas mı koysam? 

Fatmagül hızını biraz kesmişken HSYK'nın tecavüz ile ilgili belirttikleri daha çok sıcak. Uzun if cümleleri sıralamışlar. Ben şöyle olursa böyle, böyle olursa şöyle kısmından çok iş yükü azalma bölümüne takıldım. Bir genç kızın ya da kadının maruz kaldığı bu muamelenin bir ucu gereksiz dava, iş yükü ile değerlendiriliyorsa, dönüp bir insanlığımızı sorgulamamız lazım. 

Bugün bağırmak istiyorum avazım çıktığı kadar, kocaman bir keşke sırtımda, temizlik yapmak hafiflemek tek arzum. Çok sevgili bir dostum bu şarkıyı bana dinletir hep ben sıkılınca, sonra benimle de ağlar, bugün yalnız ağlıyorum ama biliyorum benimle dinleyecektir. 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder