Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Haziran 2012 Cumartesi

Football and Songs / Euro 2012

Euro 2012 bugün başladı. Bu senenin ev sahibi iki ülkesi Polonya ve Ukrayna. Bensiz başlamasına bozuldum ama bir düğünde yer almam gerekiyordu. Ev sahibi Polonya'nın Yunanistan'ı yenmek için bildiğiniz gibi %18 şansı vardı, olmadı, berabere kaldılar. Oldukça ilginç bir istatistik, efendim ev sahibi takımın ilk maçta yenmesi oranı, rica edeceğim Beşiktaş'ta Hoojdonk'u görmek istemeyenleri de bir hesaplayabilir miyiz? Pardon, bu arada Rusya'da Çek'leri perişan etti deyim yerindeyse. 

Limitsiz içki bayağı adamı perişan eden bir hediye. Ama annemin söylediği bir şey şu an bile çok net. 

"Futbol olmasa bu kadar şarkı olmazmış." 

Haklıydı. Bir gece kulübünden bahsetmiyorum, iki saat kadar hareketli müziğin çaldığı bir düğündü ona bunu söylettiren. Dünya kupaları, ulusal futbol turnuvaları derken ne çok şarkı var aslında futbola, hatta sporun bir çok dalına ait olan. Ben futbola aşık biri olarak onu kayırmadan, aklıma gelenleri buraya listelemeye çalışacağım. 

Hem Avrupa hem de Dünya Kupalarının bu herkesi biraraya getiren,  bizim ülkemiz olsun olmasın içimize bırakıp kaçtığı neşeye bayılıyorum. Yeri gelmişken Cüneyt Çakır'ı lütfen kaçırmayalım. Futboldan bağımsız ortaya çıkan ama onunla hatırlanan, ya da sadece onun için yapılan tarafımdan seçilen ve sevilen beş şarkı! 

1) Queen / We are the Champions
2) Nine/ Those Were the Days 
3) Shakira / Waka Waka
4) Michel Telo/ Eu Sei Eu Te Pego
5) Ricky Martin / Go Go Go Ale Ale Ale

Güzel futbola doyduğumuz bir Euro 2012 bizi bekliyor.

İyi haftasonları..

26 Aralık 2011 Pazartesi

Futbol'un 2011'i biraz ekşi kokuyordu! Geçecek!

Her alanda bir yılı geride bırakırken, şüphesiz futbol; doğal afetler, haksız yargılanmalar ve tutuklanmalardan sonra gündemin göbeğinde uzun bir süre ikamet etti. Yöneticilerden, futbolculara, teknik adamlara, gol sevinçleri parmaklıklar ardında kaldı, uzun bir süre de öyle olacak gibi gözüküyor. Herhalde TFF başkanının adının bu kadar bilindiği bir dönem ve bu kadar medya önünde bir başkan şimdiye kadar görülmemişti. 

Dün "Büyük Fenerbahçe Mitingi" vardı. Daha önce bu konuda fikrimi kadınlar ve çocuklara ücretsiz bilet ile ilgili olan yazımda yazmıştım. Bütün bu yaşananlar Fenerbahçe taraftarını birbirine daha da yaklaştırdı. Ve daha sert bir taraftar, futbolseverlerden aldığı destekle diğer taraftarlara karşı da yumuşadı. Şansal Büyüka'nın bugün anlattıklarında Fenerbahçe-Galatasaray derbisinin ifademi destekler olduğunu görüyorum. Hepimiz özellikle bu yarının sonları doğru yumuşadık, Türkiye futbolu böyle hatırlanmasın, böyle olmasın dileklerinde birleştik. Artık rakip takım taraftarlarını cam kapı indirmeden, biletleriyle yerlerinde görmek istiyoruz.


Playoff sistemine geçtik ama kim ne kadar biliyor, yürüyecek mi, biz bunu sevmedik mi diyeceğiz merakla bekliyoruz. Ama şöyle bir devre arası puan durumuna bakarsak, üç büyükler ilk dördün içinde herhalde aynı anda yıl ortasında bulunmayalı olmuştu. Acaba bir motivasyon sağlamışmıdır, sezon sonu bunu bize anlatacak. 


Türk Telekom Arena'nın bitmesiyle, her türlü eleştiriye karşın, Türk Futboluna çok güzel bir stadyum kazandırdı. Hala sorduğum neden Şükrü Saraçoğlu'nun üstten ısıtma sistemi orada yok. Bursaspor şampiyonluğun devamını getiremedi. Trabzon, Beşiktaş olma yönünde ya Avrupa ya Sportoto dedi. Hepimiz Avrupa'da zevkle izledik. Abdullah Avcı, Milli Takımımıza hayırlı olsun, Büyükşehir'deki koltuğunu Arif Erdem'e bıraktı. Bülent, Arif, Ümit, Turgay derken UEFA şampiyonları teknik kadrolardaki kotaları hızla dolduruyorlar. 


Yılın her şeyini seçtiğimiz bugünlerde, Boğaziçi Üniversitesi Spor Kulübü'nün Emre Belözoğlu'nun "Yılın Futbolcusu" seçmesinin tepki alacağı belliydi. Annem haberden bana bahsettikten sonra bende okudum. Sözü Ercan Güven'e bırakacağım, o en güzel şekilde ifade etmiş. Emre son zamanda oldukça tepki almış, kendi takımı tarafından dahi birçok hareketi yüzünden eleştiri alan bir futbolcu. Türkiye'de hala hem top oynayışı hem de kişiliğiyle örnek olan ve sevilen çok futbolcu var. Dün Arif Erdem ve İlhan Mansız'ı Ceyhun Yılmaz'ın 21 programında seyrettim ve biz hangi takımı tutarsak tutalım bu adamları seviyoruz. 2000-2001, 2002-2003, bu sezonlar o kadar güzel zamanlardı ki, üçüncülük bu adamlara bir hediyeydi, o kadar çok hak ediyorlardı ki. 


Devre arasında futbolcu almayı, satmayı çok seven Türk Futbolu, en kötü senesini geride bıraktı. Şikesiz, ayakla kazanılan bir 2012 diliyoruz. Arda'da mutlu oldu ya, tabii bu arada futbol oynamayı hatırladı. Bu da bu seneden bize kalan bir anı olsun :)

23 Eylül 2011 Cuma

Ekinoks, müjdeci cuma ve Fenerbahçe..

Maç gününden beri bu konu ile ilgili ne düşündüğümü tam olarak ifade etmeye çalışıyorum ama elimden geldiğince net olmayı deneyeceğim. Uygulamayı ilk duyduğumda, bu cezalı maç noktası daha konuşulmadan, kadın ve çocukların maçlara ücret ödemeden girmeleri ve oluşabilecek gelir kayıbını TFF'nin üstlenmesi çok hoş bir hareket olduğunu düşünmüştüm. Özellikle Anadolu takımları ve futbolsever kadınların stadta daha geniş yer bulabilmesi için ciddi bir adımdı. Hala her maç için düzenlenmedi. Şu noktada seyirci cezası alan maçlar için uygulama başlatıldı ve Fenerbahçe bunu tecrübeleyen ilk takım oldu.


Benim tam sindiremediğim şey sanırım futbolun erkek egemen dünyasında, kadının yedek oyuncu olması. Diğer bir tabirle beylerimiz kırmızı kart görürse maça yedek kadınlarımızı sokalım. Feminist değilim, ama buna tüm sınırlardan kurtarıp, bir takıma bağlılık, spor dalı, bir hobi olarak baktığımızda kadına ve erkeğe eşit uzaklıkta olması gerektiğini düşünüyorum. Normal maçlar için uygulanmaya başladığında da kadınlar ve çocuklar için ayrı bir giriş ve ayrı bir tribün olacakmış. Ben erkek bir arkadaşımın yanında onun kombinesiyle aynı kapıdan girip maçı beraber izleyemeyecek miyim, yoksa bunun için bedel  mi ödemem gerekecek, haremlik selamlık maç seyredip, bir sürü erkeğin arasında bağırıp zıplayan o güzel kızları artık tecrit alanlarında mı göreceğiz merak konusu?

Ya kadınlarda ceza alırsa? Bir arkadaşımın dediği gibi o zaman gayler.. Peki biz şimdi bir sıralama yapmadık mı? Evet yapdık, gerisini siz düşünün..

Konser alanı gibiydi, tizdi, renkliydi, Fenerbahçe camiası için gurur vericiydi, bir ilkti.. 

..devam edin kadınlar, bizden de çok iyi bir taraftar ve en önemlisi futbolsever olur. Bu ara da ben sıkı bir Beşiktaşlıyım. Kızdırmayın, kafa atarım size ;) 

23 Eylül..

Yaz bitti derken, yedide hava kararmalarına daha biz alışamamışken günler bugünden sonra gittikçe kısalacak. Dışarıda delice bir rüzgar var, yağmurda yüzünü gösterdi, üşümeye başladım ben..bızzzz..

Haftasonunda buralarda yokum. Alkol, dostlar, tanışılmamış bir şehir, yemekler, uzaklarda olmanın inanılmaz hissi. Evet ben o uzakta olunca kendinde de uzak olduğunu düşünen salaklardanım. Kargocunun sitesiyle birlikte yaşıyorum, bugün fotoğraf makinam gelmeli, o evleri yemekleri ben onunla çekmeliyim. Bekleme devam ediyor, lütfen lütfen..


Cuma'yı kapatırken, dün biraz başbakanımızın BM konuşmasını dinledim, avrupa hayranlığımdan ya da kasıntılığımdan, olması gereken olmasından da değil, ama bir tarafım keşke İngilizce konuşsaydı dedi.


Rumların elimizden çektiği de yetmedi. Erdoğan'ın ne dediğini duymamış olmak istiyorum. Ben bir dönem aynı sokakları, kültürü paylaşan, hala aynı toprak parçası üstünde yaşayan insanlarla ilgili bu kadar kesin ifadelere karşıyım. Belki anneannem Selanik göçmeni olduğundandır. Teyzem Yunanistan'dan dün döndü. Fotoğraflarına baktım da, orada kurulan sofralara, ahbaplarının hepsi anneleri mübadele döneminde gönderilenler. Korkunç bir Türkiye sevgisi, özlemi var. Mübadele gecesini 18 Eylül olarak kutluyorlarmış, arkada Konyalı çalarak. Kutlama gecesinde Efeler sahnedeydi. Ben bunları duyunca, görünce, üzülüyorum, "Rumları durdurmak lazım" ibaresine. Bazı konularda daha hassas olmak lazım. 

Obama'nın Filistin için kararı onları çok kızdırdı. Söylenecek çok bir şey yok. Dostunun ne zamana kadar koşulsuz, şartsız yanında olduğunu bilemezsin. Bu mevzuda bırakın dostu, seni doğuran annenin seni bir gün terk etmeyeceğini nereden biliyorsun durumu oluşmuş. Lobiler, güçlü kamuoyu, sivil toplum örgütleri, sendikalar, medya.. Politika ve politik kararlar, hiçbir zaman tek bir if'e bağlı bir durumun sonucu değildir.

Have a nice weekend ;)

12 Eylül 2011 Pazartesi

Düşmanımın düşmanı dostum mudur?

Sanırım öyle..

Filistin'in ve Hamas'ın kucak açmış Erdoğan'ın gidişini beklemesi..

Tel Aviv maçında rakip takımın Beşiktaş lehine tezahüratları..

Bu kadar çok konuşulmasını anlamadığım Kanald'nin dizisinde "Firar" dizisinin (Startv) reklamı yapılması..

Fırkateynler Akdeniz'e dizilmeye başlamış. Karadeniz'de de bir gerginlik çıkarsa Akdeniz ve Ege derken üç kıyıdan savaşa hazırız. Şu dönemden sonra ufak tepek itişmeler sık sık gündemde yer alacaktır. Mavi Marmara'nın ilk gerçekleştiği zamanki tepkimizi sürdürseydik neler olabilirdi? Rapor sonrası şu anki tepkiyi bir ölçüde haklı bulsam da, giriş çıkış yasakları, ambargo, belki de devletin siyasi olarak tanınmaması daha bürokrasiye dayanan ve bizi sıcak savaşa sürüklemeyen çözümlerdi. Ambargo şu an için hali hazırda uygulanıyor. İsrail'de kimsenin henüz dokunamadığı, sadece patlarsa ne olacağını merak ettiği bir bomba var. Tüm dünya sizin karşısınızdaysa, bir anda istenmeyen, şımarık çocuk olursanız, bir de bundan en sevmediğiniz kardeş prim yaparsa siz ne yaparsanız? Herkese ve her şeye saldırı. Bundandır ki, Mısır'da olanlardan sonra "İsraillileri kurtarın yoksa bedeli ağır olur" demeci Barack Obama tarafından verildi. 

Sevilmeyen kardeşten bahsetmişken, Filistin ve Hamas bu durumdan en mutlu olanlar şüphesiz. Gazze'den başbakanın çağrısına göre, Filistin halkı sevgisini göstermek için Erdoğan'ı bekliyor. Bana ilginç gelen Erdoğan'ın buna karşı verdiği demeçti. "Gazze'nin özlemi içerisindeyim".. Hiç şüphesiz İslam aleminin lideri misyonu bu demecin alt yazısı. Erdoğan bu duruşun arkasında bu kadar durmasaydı ne olurdu? Bence Amerika'nın karşısında, Ortadoğu mevzu bahis olduğunda hem tampon görevde hem de kontrolcü olarak soğuk savaştan sonra en ciddi anlamda politik önemimizi vurgulama fırsatı bulamazdık. Takdir ettiğimden ya da bu imajı Türkiye için yüzde yüz doğru bulduğumdan değil ama bazen iyi bir baba olmak için anne gibi davranmanız gerekebilir.

Maç oynanacak mı, iptal mi olur, nerede oynanır derken, ortam ısınmaya başladı. Daha İstanbul'a gelmeden Tel Aviv'in rakip takımı tezahüratlara başladı. Sonumuz ne olacak merakla bekliyoruz. Politik gerginlik önce sokaklara sonra da futbola yansırsa olacakları söyleyeyim. İsrail'in tepkisini durduramazlar. 

İsrail'den Irak'a.. Denizden karaya.. PKK geri çekilmediği takdirde 7 kilometre içeri gireceğimiz konuşuluyor. Daha önce de yazmıştım, sıcak bir yaz geçirdik, bunun güzü de kışı da yakacak bizi.

Dün de yazmayı düşünmüştüm ama fırsat olmadı. Dizilerde artık ürün yerleştirme uygulamasına başlandı. Benim de tek farkedebildiğim, sanırım çoğu insanın ilgisini de oldukça çekmiş, Fatmagül'ün Suçu Ne dizisindeki Firar dizisi reklamı. Kabul edelim biraz abartmışlardı, her yerden Firar billboardlarını görüp, seçebiliyordunuz. Kanald ve Star, Show ve Atv'ye karşı dost olmuşlar galiba. Birbirlerine gün ve saat olarak rakip dizilerde değiller. Bakalım bu trend nasıl devam edecek?

Keşke hala pazar olsaydı dediğim şu pazartesi gününde, cuma hep benimle olsun. Ee tabi sizinle de..

Bugün sizin için dünkü yolculuğumda dinlediğim ve huzur verici bulduğum bir şarkıyı seçtim. Merak edenler Metallica versiyonunu da dinleyebilirler.




"I'm your friend, oh no, I'm your friend's enemy, this makes us enemies, I don't understand, there must be one condition, one way, one true. I wanna be your friend.
Hi, are you there still there? Do you know what politics mean? Conditions.."



7 Eylül 2011 Çarşamba

Yaz biterken Futbol/Siyaset.. Taşınmak, taşımak..Part 2 ve Son

Sıcaklar bizi pek terkedecek gibi gözükmüyor, geceler soğudu ama gündüz yanıyoruz. Türkiye ise bütün yaz cayır cayır yandı farklı farklı illerde, yani Türkiye'nin acılı yürekleri. Evet, ben futbol sahasında şehit olan çifte çok üzüldüm, uzun zamandır her şeye çok üzülüyorum ama bir yandan çocukluğuma dönmüş gibi hissediyorum. En son sanki biz küçükken bu kadar terörle, şehit haberleriyle iç içe yaşamıştık. Son dakikaların yayına girmediği, feryatların duyulmadığı iki günü üst üste geçiremez olduk. Peki ne olacak? 

Daha da doğrusu ne oldu? Ortadoğu'da olanlar, çöküşler, isyanlar, ve Mavi Marmara, en son İsrail. Artık herkes çok gergin. Tahammüller alt sınırda, kimse daha fazla canı yansın istemiyor, kılıçlar kalkanlar kuşanılmış hazır bekliyor. Rapor hazırlandı, herkesin kendi içinde planları var, ve konu uluslar arası ilişkiler olduğunda elbet bunları birinin bozması gerekiyor. Amerika'nın if ile başlayan bir sürü planıyla, Filistin meselesi, bunun yanında Avrupa'nın olanlara duruşu ile son bomba Türkiye'nin İsrail'e karşı olan duruşunun tepetaklak olması. Erdoğan'ın şımarık oğlan benzetmesi ve Akdeniz'de daha çok şehit verileceğinin sinyalleri sanki bize kışta da yaz yaşatacak, ama bu bizim alıştığımız yazlara benzemeyecek korkarım. 

Ruhat Mengi haftasonu köşesinde olan biteni en kısa haliyle dile getirmişti. Uluslar arası sularda başka bir devlet başka bir devlete müdahale edemez. Ne oldu? 9 kurban verdik. Sonuç rapor. Gazetelere ve dünyaya yansıyan sonuç ise haklı ve haksız tepkilerin ve şimdi ne olacağın korkusu. Fitil ateşleneni çok oldu, her geçen gün dibe daha yaklaşırken, bürokrasinin baskın, silahların daha çekinik olduğu bir düzen için gün sayıyoruz. 

Ama kaç gün, kaç zaman, kaç insan? 

Bugün bir arkadaşım "yeni ev yeni hayat" dedi. Her taşınmada aslında kendimizden de bir adım taşınıyoruz. Zaten taşınmaya sebep olmasa, bir şeyleri geride bırakmak istemesek yeni başlangıçlara ihtiyaç duymazdık. Telaşım sona erdi, her şey, biliyorum teker teker yerine oturacak. 

Bu isimde bir bloğa sahip olmama rağmen hayatta ne kadar az keşke dediğimle övünen biriydim.Şimdi onları taşıyamaz oldum. Alarma geçmemin sebebi belki de buydu. Olduğundan daha saçma sapan ve trajik konuma geçmek istemiyorsan, lütfen seni son if çıkışından aydınlığa alalım. 

Ciddi bir futbolseverim. İyi de bir beşiktaşlı olduğumu düşünüyorum. Evimde her şeyin siyah ve beyaza dönmesi beni korkutmuyor değil ama. Şike olaylarından sonra herkesin içi buruk, ister Fenerli olsun ister Galatasaraylı ister Beşiktaşlı, en azından ben taraftar kimliğimin önüne futbolsever kimliğimi koyduğumda olanlardan büyük üzüntü duyuyorum. Evimde henüz internetim yok ama Ligtv'mi bağlattım. Herkes için şikesiz, kavgasız, adil bir sene diliyorum.

Keşke bunları yaşamasaydık ve elimiz yüreğimizde UEFA cezası beklemeseydik. Bu sadece Fenerbahçe değil, Türk futboluna kesilmiş bir ceza olacaktır. 

Bu kadar pozitifken insan biraz da basketbolda yüzümüz gülsün istiyor. Ah be Kerem, keşke o üçlük kaçmasaydı! Son saniyelerde yine maçı kaybettik. 

If dünyasından silahların olmadığı bir evrene geçmenin hayaliyle yaşayan küçük bir kız, futboldan, siyasete dostça ve insanca yollar gözlüyor. 

"If I was an animal, I protect myself from human species."