4 Eylül 2011 Pazar

Neden geldim?

Bu ara boşluktan olsa gerek günde üç dört film seyredebiliyorum. Bundan korkunç da mutluyum. Sakin kafayla, uzun bir sürede film seyrettiğinde insan her şeye daha bir dikkat ediyor. Her söz, her bakış, her durum seninle bir benzerlik bulmaya başlıyor, ve onları içselleştirmeye başlıyorsun. If that, if this böyle bir anda ortaya çıktı. Evet, ben şu anda hangi film olduğunu hatırlamasam da, orada bir diyalogda geçiyordu. Aslında gündelik anlamda biz Türklerin sınırlı sayıdaki, hadi ayrım yapmayayım tüm insanlığın, kelime arasında en çok kullandığı tabir.

"Keşke", "ah böyle olsaydı", "şöyle yapsaydım"...

Böyle sessizce büyütmeye başladım bu yeni hevesimi. Galiba hayat bir fonksiyon, sonsuza gideninden. Evet evet, en son bir tanıdığım bütün bir hayatı fonksiyon olarak yazabileceğimi söylemişti. İşte benim if'ler burada ortaya çıkıyor. Her seçtiğimiz if ile başka bir yere savruluyorsak artık bu gidişi bir kontrol etme zamanı geldi. Hey sadece sana demiyorum, siyasetten, sağlığa, ekonomiye, aşktan, ihanete..hissettiğimiz her duygu sonunda if ile başlayan bir cümlenin hiç doğmamış, görülmemiş tarafıysa ben onu yazmaya geldim.

Hoşgeldiniz..

"If I was a child, I teach to love."

One last point: Keşke Kerem son 12 saniyeyi daha iyi değerlendirseydi mutlu olurduk. Bu da günün anlam ve önemine gelsin.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder