Moda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Moda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2012 Pazartesi

Red Carpet/ White and Black Swans


İlk üçü mü seçsem diye düşündüm önce, sonra o kadar uykusuz kaldım, hala sersem gibiyim, dün gece söylediklerimi, bir kez daha dillendirebilirim dedim. Görseller Red Carpet Fashion Awards'tan. Sağ olsun hepimizin aklında kalan 12 elbiseyi bir resimde birleştirmiş ancak gecenin üç diğer şıkı Octavia Spencer, Viola Davis ve Bridemaids'in harikalar yaratan kadını Melissa McCarthy'ye yer vermemesini açıkcası kınadım, sanırım kilo sınırı koymuş. Olmadı. 

Penelope Cruz/Armani: Biz bunu daha önce gördük, yok sevmedik. Kuyruk, hep kuyruk, ama nereye kadar.

Emma Stone/Giambattista Valli: Merhaba daha genç Nicole. Dün gece söylediğimi tekrarlayarak ben boyunda olan her şeyden hoşlanmıyorum, zarif bir hediye paketi. 

Cameron Diaz/Gucci: Vow demedik, ama saçları hiç beğenmedim, bunu söylemem lazım. 

Stacy Keible/Marchesa: George bile seni kurtaramaz. Bir Meryl Streep, bir Stacy, onlar bizim iron değil Golden Ladylerimiz. Benim için çok yorucu bir elbise. 

Natalie Portman/Christian Dior: Zerafetine ve güzelliğine söylenecek tek kelime yok ama sen bu elbiseden biraz daha büyük, daha doğrusu yaşça büyük değil misin? 

Jessica Chastain/Alexander McQueen: Elbiseyi daha söylemeden hepimiz tahmin etmiştik. Jessica Chastain'i takip edenler işlemeli ve daha otantik dediğimiz kostümleri giymeyi sevdiğini bilir. Çok güzel bir kadın, bir McQueen içinde ne kadar kötü olabilir ki? 

Michelle Williams/ Louis Vuitton: Elbisenin arkasını gördüğümde isyanım, önünü gördüğümden çok daha fazlaydı. Guardian'ın dediği gibi o bu elbisenin içinde kaybolmuştu. 

Bu yıl benim için halının en iyisiydi, Gwyneth Paltrow ile birlikte tabii. Bu kadın vücudunu ve nasıl vurgulayacağını çok iyi biliyor, ve sonuç her seferinde mükemmel. Zuhair Murad etkisini göz ardı etmemek lazım tabii. 
Tom Ford, beyaz, kocaman bir ceket, önden topuz gibi gözüken, ama aslında at kuyruğu olan saçları ile bayan kırmızı hali Paltrow oldu bu yıl. En beğendiğim dörde baktığımızda siyah ve beyazlara övgüm, renklere burun kıvırmamdan tavrımı anladınız sanırım. Ama bu yıl herkes dersine çok iyi çalışmış, kendinden desenli, ışıltılı kumaşlar, ve son olarak Paltrow'un ceketiyle bizi böyle bir 2012 bekliyor demek yanlış olmaz. 
Versace, siyah  ve Angelina Jolie bir araya geldiğinde bize söylenecek pek bir şey kalmıyor. Ben bu kadına bayılıyorum.
Angelina'yı gecenin siyah kuğusu ilan edersek, geriye kalan herkes beyaz kuğuydu sanki. Shailene, benim halıdaki favorilerimden biriydi. Elbise onu, o elbiseyi giymişti sanki, mükemmel.

Biraz Dilek'in alanına girmiş olabilirim, siz yine de uzman görüş için onu bekleyin.

5 Ocak 2012 Perşembe

İndirimin ilk gününden canlı bağlanıyorum..

Sabah onda Ezgi Likya ile yola çıkılır. Durak İstinye Park.. 

Malumunuz bizler bile indirime girdik bugün, dünden daha az değerliyiz yani, önceden alan zarar etti, yarın görecek olan ucuza kapattık muhabbetine meze yapacak! 

Büyük Zara indirimi. Pardon siz 120'den 80'e ya da 90'a inince buna indirim mi diyorsunuz? Ben şahsen demiyorum, ama ben zaten 50 psikolojik sınırının üstüne indirim zamanı pek bir zor geçerim. Çirkeflik değil bu, olay bu kredi kartları çıktığından beri 5'in 10'un hesabını yapmak değil, yarım fiyatınaysa alınabilir o. 

Benzer durum indirim beklenen Dutti için de geçerli. Akmerkez o kadar karışık ki, arada seçtiğim bir penye 80'den 50'ye düşmeyi başarabilmişti ancak, halbuki Mango'dan ben o paraya hırka aldım, hem de kalın yün. 

Demek istediğim indirim güzel şey de, markalar o kelimenin anlamını tam dolduramamış. Oysho sanırım 36 numara giyen bayanların istilasına uğramış, keşke 41 giyseydim deyip elim boş çıktım. Tek istediğim bir terlikti halbuki.Tabii Zara ve Oysho'daki 15'er kişilik sıralar bu seçimimde oldukça etkili oldu. Kalabalığı, bir de sırayı hiç sevmem ben, bilmiyor muydunuz? 

Stradivarius, Pull and Bear nispeten sakin ve kendi fiyatlarında seyrediyorlar. İlgimi çeken itfaiyeci yağmurlukları her yerde, hala düşünüyorum, bunlardan bir tane edinmek zorunluydu, biz marjinallik mi yaptık diye? Yargıcı hala düzenli ama yarınki hali merak konusu. H&M'e korkudan giremedim, kusura bakmayın. 

Farkında olmayanlar için GAP büyük kış indirimi de başladı. 

Benden size tavsiye, hafta içi, sabah 10 derken, curcunanın içinde kendinizi bulmayın, indirimleri duymayan kalmamış. İndirimlerin çoğu da bayağı sözde olmuş. 

İyi alışverişler ;) 

16 Ekim 2011 Pazar

Love in white t-shirts!

Sırılsıklam bir gün. Sinemaya gitmek bile isteyemiyor canım. Camdan bakınca bile üşüyorum. Sıkılıyorum da. Ne yapsam dedim, en iyisi şu dolabı yerleştireyim. Milyon tane beyaz tişörtümü özenle dizdim, tekrar tekrar katladım, biraz hangi gün hangisini giyeceğim üzerine düşündüm. Sonra Samsun'a da saklamak lazım deyip, kirlenmesinler diye en sevdiklerimi daha da alta koydum. Bu benim ve beyaz tişörtlerimin aşk hikayesidir. 


Her mevsimin vazgeçilmezidir beyaz ama bende biraz takıntılı bir yere sahip sanırım. Her mağazaya girişimde bir tane almadan dönüyorsam bilin ki maddi olarak o ay sıkıntılarım varmış. Hepsi artık birbirine benzer, yakaları bile çok uzun zamandır, derin V ve ondan daha az derin V olarak değişiyor. Daha dar, daha bol. En klasik etek, pantolon, şort, aklınıza gelebilecek her şeyi beyaz tişört ya da atletle giyebilirim, zaten aksini nadir yapıyorum sanırım. Fotoğraflarıma baktığımda hepsinin aynı günde çekilmiş gibi gözükmesi sinirimi bozmuyor desem yalan olur, ama o gardrobun önüne geçtiğimde ben ne kadar inat etsem de hep onlar kazanıyor ve benim üstümde bir beyaz tişört oluyor. Son zamanlarda abarttım, üstlerinde bir çizgi bile yok, yani aşkımız o kadar saf ve temiz. 


Bir arkadaşım bir sohbet arasında güzel kız bir kot bir beyaz tişört giydiğinde güzel olandır demişti. Benim de erkekler için fikrim aynı galiba..


Bir kot ve beyaz tişörtler bence hayatınızı geçirebilirsiniz, beyaz tişört olmasa da beyaz gömlekle de mutlu olabiliriz. Benim için genelde rahat nasıl ediyorsam onu giymektir, ama hep iyi görünmeli, o yüzden de öylesine almış olmak için hiçbir parçayı almam. 

Bir yerde okumuştum Eren Talu sadece siyah takım elbise ve beyaz gömlek giyermiş. Cem Yılmaz'ı da siyahtan başka bir  rengin içerisinde göremedik. Bu boyuta ulaşmadan takıntıları dizginlemek lazım bana sorarsanız. Bana bu biraz hiç dönüşü olmayan bir evlilik, ya da ömür boyu aynı insanla yatmak gibi geliyor, araya biraz renk koymak gerekmez mi? Ama bu herkesin kendi tercihi tabii.

Bugün hangisini koluma takıp salınacağıma karar veremedim henüz ama bitmeden bir kaç nokta:

Öss kalkmaz, kimse heveslenmesin
Yarından itibaren muhtemelen Fatih Sultan Mehmet Köprüsü 1.köprü olacak
Yakında kadınlarımız koruma altında olacak, Mehveş Emin öyle demiş bakın
Dün gece balkon camıma biri yumurta attı, ya da kuş havadan atış yaptı, altıncı katta oturuyorum ve yakınımda bina yok, ve  yerde kırılmış bir yumurta var, yurttayken de odama kuş girerdi, şanslı kızım ;) 
Beşiktaş kendime direnip televizyonu açmadım, iyi ki açmadım, dün bir de bunu kaldıramayacaktım. 

Evden havuçlu, elmalı, tarçınlı kek kokusu geliyor, işte bu soğuk bir pazar günü..

21 Eylül 2011 Çarşamba

Emmy'nin ardından..


Ben bu kadına bayılıyorum, sizi bilemem ama ;)


Bir Emmy ödülleri gecesini daha geride bıraktık, ben etkisinden ancak kurtulabildim ki, yazabiliyorum. Sonuçlara çok şaşırdık mı, dalga mı geçiyorsunuz, Mad Men yine yaptı yapacağını, Boardwalk Empire kaldığı yerden devam etti, Kate Winslet'i hepimiz bekliyorduk, komedi alanında tabiri caizse Modern Family sildi süpürdü. Good Wife ile ödül alan Julianna Margulies'e saygım sonsuz. Niptuck'tan hatırlayanlarınız var mı bilmiyorum ama Peter Dinklage inanılmaz bir oyuncu, onu gördüğüme çok sevindim. Herkes Game of Thrones izlemeye başlarken o da Peter sayesinde geceden nasibini aldı. Mini diziler The Pacific ile kendilerini onları yok sayanlara bile duyurmuşlardı, her sene daha da başarılı yapımlar ortaya çıkıyor. Yılda üç dört, bazen daha az sayıda filmle izleme fırsatı bulduğumuz Hollywood yıldızlarını da tv ekranında görme şansı bulmuş oluyoruz. Sağolsunlar.

Evet, bu kadına bayılıyorum, hele bu sene klişeleşmiş tabirle kırmızı halının rengi kırmızıydı ama bana sorarsanız en güzeli oydu. Renklerle çok aram yoktur, yıllarla biraz daha barışmaya çalışıyorum ama işte baştan aşağı elegant kırmızı bir elbise böyle olur ve böyle taşınır. İzlemeyenleriniz varsa Kate Winslet'in sınırlarını Reader ve Revolutionary Road'ta keşfetmenizi tavsiye ederim. Reader'ın ilk kırk beş dakikası zordur ama kesinlikle değer. Revolutionary Road ise Leonardo ile Titanic'ten sonra buluşturan ve biraz yorucu bir film, ama her ikisi de harikalar.

Kate'e iltifat etmeyi bırakıyorum, who wore what

Yanyana durduğunda Gwyneth ve Julie'nin kumaş benzerliği gözümden kaçmadı. Katie ne yapsa zayıflığını saklayamamış.


Fotoğraflar için luxpresso'ya teşekkürler. 

"If I have a chance to stand on redcarpet, I will absolutely wear a black strapless dress, may be some lace" Black is always fashion.
 

14 Eylül 2011 Çarşamba

Gaga yine radara yakalandı! Ben de sonunda tablo seçtim!

Lady Gaga 11 Eylül'de hayatını kaybedenleri anmak isterse ne olur?

Hepimiz Eylül'müş, 11'miş unutur, tanrım bu kadın yine ne giymiş diye konuşuruz. Etten, saçtan derken bu sefer en azından dantel; ama yer ve zaman biraz olmamış sanki. Bu kadar da olur mu demeyeceğim, Gaga ne yapsa şaşırmam ama insanların şaşırmasını ve yadırgamasını anlayabiliyorum. Dünya'yı etkileyen ünlüler listesinde Erdoğan ile o kadar kapışırken (nedenini anlamasam da), yine de orada bulunması belli bir mesaj veriyor, daha doğru bir kostümle tamamlansa daha hoş olabilirdi. Dikkat edin kıyafet bile demiyorum. 

Gaga kıyafet giymez!


Annem şimdi resme bakıyor ve niye şaşırdınız diye soruyor. Tanrım annemin Gaga'yı kabullenmesi bizden çabuk oldu. Yaşlanıyorum..

Füze kalkanı da Malatya'ya kurulacakmış. Hayırlı olsun memlekete. Önce neden kalkan kuruluyor diyorduk, şimdi bunu kabullendik, niye Malatya diye sorguluyoruz. Evet, biz halk olarak her türlü meseleyi oğlum evlilik ne zaman , çocuk, torun kıvamına indirgeyebiliriz:)

Türkiye'nin haklı gururlarından biri işşizlik ve gençlerin iş bulamama sorunu güzide bir listede birinci sıraya oturarak taçlandırılmış. Bu stresi yaşamaya bir senesi kalmış biri olarak korkuyorum, arkadaşlarımı gördükçe daha da korkuyorum. Diplomanın, master'ın, yüksek lisansın yetmediği dönemde işverenler bizimle olsun yoldaşlar! 

İki günümü bir alışveriş sitesinde tablo seçmeye adadım, artık tüm tabloları ezberledikten sonra, kardeşimin masaya yumruğunu vurmasıyla karar verdik. Artık aldım ama fikirlere açığım :) Buyurun siz de bakın..





















"Yes, no, maybe" "I never say maybe, rigth or left, not middle, not grey!"